Search results on translations for keyword tane - Found 15 words
Suggestions ..
Did you mean taahhütname tahin tahmin tahminen tam tamam tamamen tamim tan tane tanen tanım
Found dozen in native language English
Turkish Translations
1. düzine, on iki tane. dozenth on ikinci. baker' dozen on üç tane .
Found granulate in native language English
Turkish Translations
1. tanelemek, kabartmak .
2. tanelenmek. granulation tane tane olma, tanelenme. .
Found granular in native language English
Turkish Translations
1. taneli, tane tane olan .
2. (tıb.) tanecikli, içinde tanecikler bulunan. .
Found one in native language English
Turkish Translations
1. (zam.) bir .
2. tek .
3. aynı .
4. bir tane .
5. biri, birisi .
6. adam, kimse, kişi .
7. bir rakamı .
8. (zam.) birisi, biri .
9. herhangi biri. one and all hepsi, her biri. one another birbirlerini. one and sixpence eski, (İng.) bir şilin altı peni. one by one birer birer. one man one vote herkese tek oy hakkı. one-man show bir ki- şinin oynadığı veya önemli olduğu sahne oyun .
10. birleştiler. oneness birlik bir olma. .
Found corn in native language English
Turkish Translations
1. (ABD) mısır, (bot.) Zea mays .
2. tahıl tanesi .
3. tane .
4. (ing) buğday, hububat, tahıl. corn belt mısır yetiştiren bölge (ABD'nin orta eyaletleri) corn bread mısır ekmeği. corn drill mısır ekmeye mahsus makina. corn flour mısır unu .
5. (ing) mısır nişastası. corn laws ingiltere tarihinde hububat satışını düzenleyen kanunlar. corn meal mısırdan imal edilen ve irmiğe benzeyen bir besin corn silk mısır püskülü. corn syrup glikoz. corn whisky mısırdan yapılmış viski. .
6. nasır. .
Found unit in native language English
Turkish Translations
1. bir, vahit, birim, ünite .
2. fert, tek, bir tane .
3. belirli bir miktar .
4. kurala göre düzenlenmiş birim .
5. puvan (üniversitede) unit of measurement ölçü birimi. heating unit ısnma tertibatı. .
Found bead in native language English
Turkish Translations
1. boncuk, tane (tespih) .
2. coğ tespih, kolye .
3. hava kabarcığı .
4. arpacık .
5. boncukla süslemek .
6. boncuk dizmek. bead tree tespihağacı, (bot.) Melia azedarach. say, tell veya count ones beads tespih çekmek, dua etmek. draw a bead on nişan almak beading bead work boncuktan yapılmış kenar süsü beaded boncuklu. .
Found grain in native language English
Turkish Translations
1. tane, habbe, tohum, zerre .
2. hububat .
3. eczacı tartısında 0,065 gram .
4. doku, ağaç ve taşın damarı, bu damarların düzen lenişi .
5. mizaç, huy .
6. tanelemek .
7. ağaç damarlarını taklit edercesine boyamak, mermer taklidi boyamak .
8. deriyi işlemek .
9. sepilemek .
10. tanelenmek. grain alcohol hububat alkolü. grain elevator tahıl ambarı. grain leather tüylü yüzü işlenmiş deri. grain side derinin tüyleri çıkarılmış yüzü. a grain of common sense bir nebze anlayış. against the grain tabiatına zıt, hoşuna gitmeyen. c .
11. aslında kibar olan. with a grain of salt ihtiyatla, şüphe ile. graining ağaç damarlarını veya mermeri taklit ederek bo yama . .
Found bean in native language English
Turkish Translations
1. fasulye .
2. diğer bitkilerde tane (kahve v.b.) .
3. fasulyeye benzeyen şey. vanilla bean .
4. (argo) baş, kafa. beanbag oyuncak olarak kullanılan fasulye torbası. beanpole fasulye sırığı .
5. (k.dili.) çok uzun boylu kimse. broad bean, fava bean, horse bean bakla .green bean taze fasulye. haricot bean kuru fasulye. Iocust bean deve kemigi .Tonka bean çin baklası, Hint baklası, (bot.) Dipteryx odorata. .
Found unique in native language English
Turkish Translations
1. tek, yegane, bir tane, eşsiz, emsalsiz .
2. nadir. uniquely eşsiz derecede. uniqueness eşsizlik. .
Found apiece in native language English
Turkish Translations
1. parça başına, her biri, her birine, tane olarak. .
Found dorking in native language English
Turkish Translations
1. ayaklarında beşer tane parmak bulunan İngiliz tavuğu. .
Found berry in native language English
Turkish Translations
1. (bot.) tohumlardan oluşmuş yumuşak meyva .
2. çilek, kiraz, ağaç çileği gibi etli ve zarlı kabuksuz tane .
3. bu seçit meyvayı toplamak. hound' berry tilki üzümü, (bot.) Solanum nigrum. terebinth berry çitlembik. berried yemişi zarsız ve kabuksuz olan, sinek veya kiraz gibi. .
Found altazimuth in native language English
Turkish Translations
1. () (astr.) gökcisimlerinin açı ve yüksekliklerini ölçmeye yarayan ve biri yatay diğeri dikey iki tane dereceli dairesi olan bir alet. .
Found gross in native language English
Turkish Translations
1. on iki düzine, yüz kırk dört adet .
2. brüt .
3. küme, hepsi, bütünü. in gross toptan, bütünüyle. by the gross pakette yüz kırk dört tane olarak. .
4. iri, kalın, kaba, büyük .
5. toptan, tamam .
6. yontulmamış .
7. çirkin, kötü, şeni, iğrenç .
8. tiksindirici. gross national product (ikt.) brüt milli hasıla (kıs.) GNP) gross negligence büyük gaflet. gross weight darası çıkarılmamış ağırlık, brüt ağırlık, gayri safi ağırlık. grossly fena halde. grossness kabalık. .
Copyright © 2005 Uzerine.com
uzerine.com Ana Sayfa |
Üye Girişi